12.2.08

Rahmi Koç tembel olsa çıkıp sopa sallar mıydı?

Biliyorum, uzun süredir güncelleme yok. Tembelik + hastalık gibi muhteşem bir formulasyonu olduğunu söyleyebilirim. Kendi tembelliğime bir bahane, bir kılıf ararken "Milletin işi gücü yok! her gün nasıl güncelliyorlar bu mereti?" yalanına sığınacaktım ki aklıma işi gücü olmasına rağmen kendi üstüne vazife olmayan işlere de dahil olanlar geliverdi. Karışık bir anlatım oldu. Farkındayım, toparlıyorum. Misal Rahmi Koç adamın tonla işi gücü olmasına rağmen 25000$ sayıp orkestra şefliği yapmaya soyundu. Oysa tembel bir insan olsa bir işe girişir miydi? Bir de üstüne para verecek!

Elbette söz konusu işi, göze girmek için yapanlar var. Örneğin Hikmet Büyükceviz*.. İsterseniz ben alıntıyı yapayım da gerisini onun kaleminden alalım
____________
...
Soğuk savaş zamanları.. Devletin bir işi çıkmış. Görüşmeler için Rusya'ya gelicekler. Ben de o zaman diplomat olarak Moskova'da bulunuyorum. Talimat geldi: "Devlet erkanı ile ilgilen!" diye. "Emredersiniz!" dedim ve kabul ettim.Görevim gereği bizim kafileyi ben karşılayıp ağırlayacağım. Nitekim birkaç hafta sonra devlet erkanı Rusya'ya geldi.. Havaalanından karşıladım ve otele yerleştirdikten sonra dışarı çıkartıp gezdirmeye başladım. "Aç mısınız?" dedim "İsterseniz şurada geyik fileto yiyelim. Çok güzel yapıyorlar." Biliyorum ya Rusya'yı, rehberlik ediyorum işte.. Sonra bunları meydanlara götürdüm. Rusya metrosu bildiğiniz gibi adeta bir sanat eseri. Metroyu da gösterdim ve müzeleri gezdik. Lenin mozolesine de gittik tabii.. Çıkışta bir afiş gördüm; o akşam senfoni orkestrası Ludwig van Beethoven yorumlayacakmış.. "Bu fırsat kaçmaz" dedim "Gidelim arkadaşlar!"

Gittik tabii, ben diyeceğim de gitmeyecek miyiz? Muhteşem bir gün planlamışım.. Bir de muhteşem gece ile bitireceğim. Ama biz son dakikaya kaldık ya biletler bitmiş! Çözüm karaborsadan tabii.. En kral karaborsacılar, mafyacılar falan hepsini biliyorum. O zaman bilet aldığım genç çocuk var.. Rus bir genç, ama ben buna İbrahim diyorum.. Otelden telefonla aradım, dedim "İbrahim bize beş bilet kap gel." Biletleri hemen getirdi İbrahim.. Yetenekli çocuk vesselam.. Ben soyadı İbrahim'e benziyor diye İbrahim diyorum, asıl adı ise tüm Rus adları gibi biraz garip: Roman Arkadievich Abramovich. Söylemesi zor, halbuki İbrahim demek ne kolay!
...

Locadaki yerlerimize kurulduk. İbrahim sağlam yerler kapmış vallahi. Zehir gibi çocuk! O sırada bir anons:

-Orkestra şefimiz yediği balıktan zehirlendiği için orkestrayı yönetemeyecek.
"Ulan bizim gece yanıyor!" dedim kendi kendime tam "Hikmet bişiler yapmalısın!" derken anons devam etti;
-Sopa sallama konusunda yetenekli bir sopa sallayıcı aranıyor. (tabi bunları Rusça söylüyor "Zıbtırıvşka ruski lumiçk guktik hötmöt..Juklet vbir zokvr tutya. Topvirslyana kopreltzikliya zobarkv iki ruble şişko!)
"Aynı.." dedim "Aynı uçaklı filmlerdeki gibi.. Pilot zehirlenir ve uçağı bir babayiğit indirir!" Airplane one-two-three-foro hepsini seyretmişim zaten! Kendime güvenim tam. Kalktım yerimden hızlıca, koridoru koşarak geçtim ve çıktım sahneye. Selamı verip orkestraya döndüm. "Arkadaşlar hep beraber işaretimle başlıyoruz" dedim.. Rusça dedim tabi bunu.. "1,2,3" dedim ve Bismillah başladım. Kolları nasıl sallıyorum bi görseniz, bi aşağı bi yukarı! Hele direklerin omuzdan hareketleri yok mu, gören sahnede orkestra değil de bir bale sergileniyor sanır! Öyle muhteşemim, göz alıcıyım..

Neyse, galiba ben biraz fazla kaptırmışım galiba kendimi kolları sallamaya, kendime geldiğimde açılışta Rus Milli Marşı çalacağımıza afedersiniz "The Star Spangled Banner" çalıyorduk! Tromboncu şaşkın bakışlar ve şişik yanaklarla sağı solu keserken, keman virtüozünün "Hass ayvayı yedik.. Lenin, Stalin ve Gorbaçov'un alnındaki büyük Kıbrıs haritası aşkına ayvayı yedik! Bizi kesin asarlar bundan sonra" manalı bakışlarını yakaladım! ben de korku içerisindeyim.. Durumu kurtarmak için bir şeyler yapmam lazım. Yusuf yusuf sesleri ile kollarımı sallamaya devam ederken ikinci şarkıya başladık "Yankee Doodle", üçüncüsü "America" ve sonra "Hail columbia" ile "God Bless America"...
Tabii Ivan Drago kılıklı bir Rus polisi beni indirdi sahneden aşağıya.. Tek bir kroşe ile hem de! Uçuşumu hatırlıyorum, havada ikili salto sonrası bayılmışım. Ancak inişim de muhteşemmiş! Ertesi gün gazetelerde kritiklerin yazdıklarına göre..
Ancak ben gazetleri okuyamadım.. Keza bir süre Sibirya'da ikamet etmem gerekti bu mini karışıklıktan sonra.
...
____________

Hikmet Büyükceviz, "Bir Diplomatın Anıları" sf 245.
©1999, caghanstrial yayıncılık

Ya ya işte böyle.. Keşke herkes tembel olsa da sadece kendi işini yapsa. Biz de böyle rezillikler yaşamasak. Nitekim taş yerinde ağırdır. Oturun oturduğunuz yerde!

*Hikmet Büyükceviz tamamen uydurma bir karakterdir. Anlatılan hikaye uydurmadır ve gerçek olay ve/veya kişilere dayanmamaktadır.. Film uyarısı gibi oldu bak; all characters and events in this story are entirely fictional. And all your base are belong to us!


 
Creative Commons License
This work is licenced under a Creative Commons Licence.